25 Mayıs 2013 Cumartesi

DEVAM


Adapazarı’ndayım final sınavları bugün resmen bitti. Ben daha önce kafa olarak bitirmiştim zaten. Buradan ayrılmak için kendime ürettiğim bahaneler çok komik her zaman aynı masallar uzaklaşmak iyi gelmiyor bana ya da seçenek görmem bir şeyleri ,kolay olmuyor çünkü toparlanmak ..
Evet yalnız kaldım bir de yarın var kısmen öbür gün, küçük bir fırsat .
Finaller bitmesine rağmen tam olarak rahatlayamadım diyebilirim çünkü benim için sınavlar hiç bitmez önümde bir de staj dönemi var, net olarak göremediğim ne olacağını bilemediğim bu staj dönemi beni rahatsız eden konu bu şimdi, sonra yine okul olacak, hiç bitmez ..
Staj dönemi beni rahatsız etse de çok önemli ve verimli geçirilmesi gereken bir dönem. Mühendis olacağım az kaldı ben karar verene kadar bitti 3 yıl bu staj dönemi bazı şeyleri görmemi sağlamalı.
Ders çalışsam ders çalışmayı severdim iyi de notlar alırdım ben ne olacağım, ben şu anda neyim
Öğrenci, mühendis adayı ya da bir akademik kariyerin başında mıyım?
Bu yaz sadece staj var benim için sonrası tatil olacak. Benim tatil anlayışım bilgisayar ve tv evimiz, kendi odam. Bugünden başlayarak bu yaz daha fazlasını yapmak istiyorum bu sayfa iyi düşünceler, dilekler, küçük hayaller için açılmadı, başlangıcı bu şekilde yaptık bir şeyler yapmayı ve paylaşmayı istiyorum sonraki paylaşımlarımda. Kendim için şimdilik.

28 Nisan 2013 Pazar

BAŞLAMAK



“Kimse onu gerçekten tanımadı. Anlaşılan, o da böyle olmasını istemiş ve böyle olmuştu. Yalnızlığı belki zekâsının sonucuydu. Belki de nedeniydi. Ama bu ikisi hep bir arada gidiyordu.”
İlk yazıma sevdiğim bir romandan alıntıyla başlamak istedim. Kitabı ikinci kez gözden geçirirken altını çizdiğim bir bölümdü bu, bana tanıdık gelen bir bölüm…
Bu bir savaş ilanıdır. Kendimi bulma yolunda attığım bir adımdır. Artık kurtulma zamanı..
20 yaşındayım, 20 senelik hayatımda kendi istediğim hiçbir şeyi yapamadım. Kendim gibi davranmaktan korktum insanlardan çekindim, kaçtım. Şimdi 20 yaşındayım ve artık kendim gibi davranmak istiyorum ama...
İşte problem burada tamda... Ben kendi kişiliğimi kaybettim. Daha doğrusu kurban ettim. Kendimden memnuniyetsizliğimin nedeni kendim olamayışım. Arkadaşım yok, çünkü olmalarına izin vermedim hiç. Deneyenler oldu, varmışlar gibi yaptım hem onları hem kendimi kandırdım. Farklı dönemlerde farklı insanlarla yakın diyemeyeceğim arkadaşlık denemelerim oldu. Ben bile kaçamadım bu durumdan. Ama hiç kimseye beni tanıma fırsatı vermedim. Ne kadar çok insanla tanışırsam o kadar çok korktum. Onlar peşimdeydi sanki beni kovalıyorlardı hata yapmamı bekliyorlardı küçücük minicik bir hata yapmamı bekliyorlardı kendimi hayali bir zindana hapsettim burada anormal davranmak yasaktı anormal insanların normalleştirildiği bir zindan... Hata yapmanın yasak olduğu bir hayaldi bu.
Böylece daha az hata yapmak için daha az insanla temas kurup daha az konuştum daha az konuştum daha az düşündüm. Düşüncelerimi de bu yolda feda ettim. Unutmayı alışkanlık haline getirdim. Hiç yaşamadım ki ben... O kısacık temas anlarında yerimi alan hayali bir karakter yarattım kendime. Bir anlaşma yaptık onunla beni koruyacaktı insanlara karşı. Benim insanlara görünen yüzüm oldu. Bunu alışkanlık haline getirdim. Onu sevmiştim de ama sonra her şey bitti beni ele geçirdi. Benim olan anları, hatıraları çalan bir hırsıza dönüştü. Artık bu hırsızdan kurtulma zamanı...
Blog açmayı çok düşündüm önce paylaşma fikri korkuttu beni uzun süre cesaret edemedim. Hem paylaşacak neyim vardı ki… Bir tema, konu bulmayı ve bunun üzerinden ilerlemeyi düşündüm ancak bu noktada vazgeçme korkusuyla karşı karşıya kaldım hala bunu halledebilmiş değilim ancak şu an bunu düşünmek istemiyorum. Başlamak istiyorum sadece ve sana merhaba demek istiyorum. Bu iletişimi sürdürmek için elimden geleni yapmak istiyorum. Bu sefer vazgeçmek istemiyorum.